İzmir’de Kirlilik, Su Sorununu Derinleştiriyor!
1442 okunma

İzmir’de Kirlilik, Su Sorununu Derinleştiriyor!

Ocak 5, 2026 09:51
İzmir’de Kirlilik, Su Sorununu Derinleştiriyor!
0

BEĞENDİM

Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar, İzmir’de en kritik sorunlardan birinin kuraklık olduğunu belirtse de, asıl temel sorunun kirlilik olduğunun altını çiziyor. Özellikle Küçük Menderes, Büyük Menderes ve Gediz Nehri’nde meydana gelen kirlilik, Şehirdeki su kaynaklarını tehdit eder hale geldi. Prof. Dr. Yaşar, yer altı sularına derinlemesine inildiği için deniz suyu baskısının başladığını dikkat çekiyor. Bu, rezervlerdeki tatlı suya da deniz tuzunun karışmasına yol açmakta. Örneğin, bu yıl Gediz Nehri’nde yapılan toprak ölçümlerinde binde 18 gibi bir tuzluluk oranı tespit edildi.

İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (İZSU) tarafından yayımlanan duyuru sonrasında, İzmir’deki 13 ilçede planlanan ve dönüşümlü olarak uygulanan su kesintileri devam ediyor. Prof. Dr. Doğan Yaşar, şehrin su sorunuyla ilgili yaptığı değerlendirmelerde, İzmir’de yaşanan kuraklığın geçici bir durum olduğunu, ancak kirliliğin kalıcı bir mesele olduğuna dikkat çekiyor. Ayrıca, Gediz Ovası’nda sulama verimliliğinin düşmesi kaçınılmaz; pamukta dönüm başına 600 kilogram verim, şu anda 300 kilogramlara geriledi.

Prof. Dr. Yaşar, mevcut kuraklığın bir nedeninin de su kullanımının bilinçsizliğinden kaynaklandığını ifade ediyor. “Kuraklık geçicidir, ancak kirlilik ciddi şekilde kalıcıdır,” diyen Yaşar, tesislerden arıtılan suların ‘gri su’ olarak tarımda kullanılabileceğini vurguladı. Örneğin, Çiğli Arıtma Tesisinden günde yaklaşık 600 bin metreküp suyun arıtıldığını, ve eğer bu suyu Gediz Ovası’na yönlendirebilirsek, tarım alanlarında yer altından çekilen su miktarının azalacağını belirtiyor. Böylece, tuzlu su ve kirli suyun da çekilmesinin önüne geçilmiş olunacak.

Prof. Dr. Yaşar, yer altı sularının sabit olduğunu, nehir gibi akmadığını hatırlatarak, mevcut durumun İzmir’de kuyularında yaklaşık 300 metreye kadar inildiğini ve Manisa’da bu seviyenin 400 metreyi bulduğunu ifade etti. “Her inişle daha fazla enerji harcanıyor. Eğer daha derinlere inersek, 2008 yılında olduğu gibi arsenik gibi ağır metaller çekmeye başlayabiliriz; bunun arıtılması maliyetli olacaktır,” diye ekledi. Bu durumun önüne geçebilmek için İzmir’de ilk olarak hidrojeoloji haritası oluşturulması gerektiği konusunda ısrarcı. Bölgedeki su kaynaklarını tespit edip, haritaya göre su kullanımının gerçekleştirilmesi gerektiğini vurguladı.

Bu sene doğal olarak yağışlı bir dönem beklenmekle birlikte, bu yağışların barajları kritik düzeyde doldurup doldurmayacağı konusunda temkinli bir değerlendirme yapıldı. Prof. Dr. Doğan Yaşar, Tahtalı Barajı’nın doluluk oranının yüzde 15 olmasının güzel bir durum, yüzde 20 olmasının ise çok iyi olacağı kanaatindedir. Ayrıca doğanın kendini dengeleyeceği ve bu durumun denizlerdeki balık popülasyonlarında da artışa neden olacağını düşünüyor. Çünkü yağmur, nehirlerden gelen minerallerle birlikte balığın gıdasını artıracak ve bu yıl balık avının artmasına katkı sağlayacaktır.

En az 10 karakter gerekli