İzmir’in uzun süredir çözülmeyi bekleyen ve içinden çıkılamaz bir sorun haline gelen ‘Basmane Çukuru’, son günlerde İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) arasında yapılması planlanan bir ‘iyi niyet protokolü’ ile yeniden gündeme geldi. Ancak söz konusu protokol, bazı kesimler tarafından eleştirilmeye başlandı. Bu durum, Basmane Çukuru’nun geleceğine dair endişe ve huzursuzluğu da beraberinde getirdi.
Basmane Çukuru, İzmir’in merkezinde yer almasına rağmen, yıllardır sürüncemede kalan durumuyla hem çevredeki esnafın hem de bölge sakinlerinin yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor. İlgili protokol ile çukurun dönüştürülmesine yönelik adımlar atılacağı haberlerinin gelmesi, bazı İzmirli vatandaşları harekete geçirdi. Özellikle çevreye duyarlı ve kentsel dönüşüm konusunda hassas olan gruplar, olası bir yapılaşmaya karşı durmak için meclis önünde toplandı.
İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi önünde, Basmane Çukuru’nda gökdelen istemediklerini haykırmak için yürüyüş düzenleyen grup, çeşitli sloganlarla seslerini duyurmaya çalıştı. “Basmane Çukuru’nda gökdelen istemiyoruz” yazılı pankartlar taşıyan eylemciler, meclis toplantısının yapıldığı binanın önünde bir araya gelerek, bu konudaki kaygılarını dile getirdi. Bu eylem, meclis oturumunun da bir süreliğine durmasına sebep oldu.
Eylemciler, bölgenin tarihi ve kültürel dokusunun korunması gerektiğini vurgularken, yapılacak yeni projelerin sadece bu değerlerin göz önünde bulundurularak şekillendirilmesi gerektiği konusunda görüş birliğine vardı. Basmane Çukuru’nun, belirli bir planlamaya göre dönüşmesi gerektiğini savunan gruplar, yapıların yüksekliği konusunda da net bir duruş sergilediler.
Çiğdem Canpolat Güçtekin’in de aralarında bulunduğu yerel aktörler, Basmane Çukuru’nun sadece bir inşaat alanı değil, aynı zamanda bir yaşam alanı olduğuna dikkat çekti. Eylemciler, yüksek katlı binaların inşasının sosyal ve çevresel etkilerini de göz önüne alarak, kentin dokusuna uygun bir yaklaşım sergilenmesini istedi. Bu noktada, Basmane Çukuru’nda gerçekleştirilecek olan herhangi bir yapılaşmanın, İzmir halkı tarafından kabul görecek biçimde yapılması gerektiğine inandılar.
Sonuç olarak, İzmir Büyükşehir Belediyesi ile TMSF arasında devam eden bu süreç, halkın katılımını ve sosyal duyarlılığı ön plana çıkaran bir konumda. Eylemciler, sadece kendi seslerini değil, aynı zamanda bölgedeki tüm insanların düşüncelerini temsil ettiklerini ifade ettiler. Basmane Çukuru’na ilişkin yapılaşma planlarının şehir halkıyla birlikte, sosyal ve kültürel değerler göz önüne alınarak gerçekleştirilmesi gerektiğini savunuyorlar.
Bu bağlamda, Basmane Çukuru, İzmir’in sosyal dinamiklerini, kültürel kimliğini ve ekonomik yapısını etkileyebilecek bir alan olarak ön plana çıkıyor. Bu yüzden, bölgenin geleceği ile ilgili alınacak kararların ne denli önemli olduğunu toplumun tüm kesimlerinin bilincinde olması gereken bir durum olarak değerlendiriliyor.
Tüm bu gelişmeler, İzmir’in kentsel gelişimi üzerine tartışmaları körüklerken, Basmane Çukuru gibi oldukça hassas bir konuda kamuoyunun bilgilendirilmesi ve katılımcı bir yaklaşım sergilenmesine ihtiyaç olduğunu da gösteriyor.
1
Uysal, CHP Genel Başkanlığı Adaylığından Çekildi!
2808 kez okundu
2
Diyanet’in 2024 bütçesi rekor harcama yaptı.
2740 kez okundu
3
Depremzedeler Binada Cansız Bedeni Bulundu!
2694 kez okundu
4
Erzurum’da Feci Kaza: 7 Yaralı, 1 Tehlikede!
2669 kez okundu
5
Kadın Cinayetleri Sözleri AK Parti’yi Harekete Geçirdi
2665 kez okundu