Edirne Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ suçundan yargılandığı davada toplamda 1 yıl 5 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldı. Kendisi, Edirne F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda başka bir suç nedeniyle tutuklu bulunmasına rağmen, duruşmaya katılmadı. Duruşma esnasında Demirtaş’ın avukatları salonda hazır bulundu.
Demirtaş’ın avukatları, bir önceki duruşmada mahkemeye sundukları talepler nedeniyle bu duruşmada savunma hazırlayamadıklarını bildirdi. Mütalaaya karşı savunma yapmak için ek süre talep ettiler. Ancak mahkeme başkanı, daha önceki duruşmada mütalaaya karşı beyan için yeterli süre verildiği gerekçesiyle ‘ek süre’ talebini reddetti.
Bunun üzerine, avukatlar süre talebinin reddi nedeniyle adil savunma ilkelerinin ihlal edildiği gerekçesiyle ‘reddihakim’ talebinde bulundu. Ancak mahkeme bu talebi de reddetti. Mahkeme başkanı, ayrıca Demirtaş’ın duruşmaya katılma talebinin ‘güvenlik’ sebebiyle kabul edilmediğini ifade etti.
Mahkeme heyeti, Demirtaş’a verilen 1 yıl 5 ay 15 gün hapis cezasının, Mersin ve Diyarbakır’daki konuşmalarına dayanarak, ‘Cumhurbaşkanı’na hakaret’ suçunu işlediği iddiasıyla zincirleme şekilde verilmesine karar verdi. Bu durum, Demirtaş’ın kamuoyundaki konuşmalarının ve ifadelerinin yargı tarafından suç unsuru olarak değerlendirilmesi açısından dikkat çeken bir noktadır.
Bu süreçte, demokratik bir toplumda ifade özgürlüğünün sınırları ve siyasi figürlerin yargılanması konuları da tekrar gündeme gelmiş oldu. Selahattin Demirtaş, Türkiye’de uzun bir sıra siyasi tutuklu ve mahkûm listesinin içerisinde yer aldıkça, bu tür davalar hem ulusal hem de uluslararası düzeyde tartışmalara neden olmaktadır.
Özellikle, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde yapılan eleştiriler, Türkiye’nin insan hakları standartları bakımından da sorgulanmasına yol açmaktadır. Bu durum, aynı zamanda Türkiye’nin uluslararası insan hakları taahhütleriyle de çelişiyor. Demirtaş’ın avukatları ise, müvekkillerinin duruşma sürecinde adil bir savunma hakkına sahip olduğuna inanmaktadır ve bu bağlamda çeşitli hukuki yollar aramaktadırlar.
Sonuç olarak, Selahattin Demirtaş’ın aldığı ceza, sadece kendisi için değil, Türkiye’deki siyasi atmosfer ve hukuk devleti anlayışı açısından da önemli bir gelişme olarak kaydedilmektedir. Hâlâ devam eden bu davalar, siyasi tartışmaların ve toplumdaki kutuplaşmanın ne denli derin olduğunu gözler önüne sermekte, Türkiye’deki adalet sistemi üzerindeki kamuoyu algısını sorgulatmaktadır.
1
Uysal, CHP Genel Başkanlığı Adaylığından Çekildi!
2793 kez okundu
2
Diyanet’in 2024 bütçesi rekor harcama yaptı.
2726 kez okundu
3
Depremzedeler Binada Cansız Bedeni Bulundu!
2683 kez okundu
4
Erzurum’da Feci Kaza: 7 Yaralı, 1 Tehlikede!
2661 kez okundu
5
Kadın Cinayetleri Sözleri AK Parti’yi Harekete Geçirdi
2658 kez okundu