Son yıllarda İzmir’de yaşanan azalan yağışlar, barajlardaki su seviyelerinin ciddi şekilde düşmesine sebep oldu. Barajlardaki doluluk oranlarıyla geçen yılın aynı dönemi arasında meydana gelen büyük farklar, kentin su kaynakları açısından bir susuzluk tehlikesini ortaya çıkardı. İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (İZSU) verilerine göre, kentin içme suyu ihtiyacını karşılayan Tahtalı Barajı’ndaki su miktarı, bu yıl itibarıyla yüzde 14 seviyelerine kadar geriledi. Geçen yılın aynı döneminde ise su seviyesi yüzde 32 olarak ölçülmüştü.
Bu durum, İzmir’deki su sıkıntısının ne denli ciddi bir boyuta geldiğini gözler önüne seriyor. Balçova Barajı’nda durum daha da endişe verici. Geçen yıl Ocak ayında doluluk oranı yüzde 58 iken, bu yıl bu oran yüzde 25’e düşmüş durumda. Aynı şekilde, Güzelhisar Barajı’nda da su seviyesi geçen yıl Ocak ayında yüzde 85.23 olarak kaydedilmişken, şu an doluluk oranı yüzde 70’e gerilemiş durumda. Alaçatı Kutlu Aktaş Barajı’nda ise geçen yılın aynı döneminde yüzde 36 olan su seviyesi, bu yıl itibarıyla yüzde 21’e düştü. Bu veriler, İzmir’in su kaynaklarının hızla eridiğini ve acil önlemler alınmadığı takdirde ciddi bir sıkıntıyla karşılaşılabileceğini gösteriyor.
Ancak, İzmir’deki bazı barajların doluluk oranlarında artış gözlemleniyor. Bu bağlamda, Ürkmez Barajı’nın durumu ilginç bir parantez açıyor. Geçen yıl Ocak ayında doluluk oranı yüzde 35 olan Ürkmez Barajı, bu yılın aynı döneminde yüzde 39’a yükselerek tek artış gösteren baraj oldu. Bu noktada, barajlar arasındaki bu çelişkili durum, yerel su yönetimi ve iklim değişikliği gibi faktörlerle daha iyi anlaşılabilir.
Uzmanların değerlendirmelerine göre, 2025 yılında bölgede ciddi ve iyi yağışlar bekleniyor. Ancak, bu yağışların barajları yeterli miktarda doldurup doldurmayacağı konusunda soru işaretleri var. Mevcut yağışların azalmasının yanı sıra, bu durumun iklim değişikliğiyle de bağlantılı olduğu düşünülüyor. Dolayısıyla, genel anlamda doğal su kaynaklarımızın korunması, daha etkin su yönetim sistemleri geliştirilmesi ve su tasarrufu konusunda halkın bilinçlendirilmesi büyük önem taşıyor.
Sonuç olarak, İzmir’deki barajlardaki bu dramatik düşüş, sadece şehrin içme suyu ihtiyacını değil, aynı zamanda tarım, sanayi ve günlük yaşam üzerindeki etkilerini de etkileyecek bir durum olarak karşımıza çıkıyor. Su krizinin önüne geçebilmek için gerek yerel yönetimlerin, gerekse de vatandaşların bu konuda duyarlı ve sorumluluk sahibi olması gerekiyor. İklim değişikliği ve su yönetimi konularında çeşitli tedbirlerin alınması, gelecekteki su güvenliğini sağlamada kritik bir rol oynayacaktır.
1
Uysal, CHP Genel Başkanlığı Adaylığından Çekildi!
2814 kez okundu
2
Diyanet’in 2024 bütçesi rekor harcama yaptı.
2748 kez okundu
3
Depremzedeler Binada Cansız Bedeni Bulundu!
2701 kez okundu
4
Erzurum’da Feci Kaza: 7 Yaralı, 1 Tehlikede!
2677 kez okundu
5
Kadın Cinayetleri Sözleri AK Parti’yi Harekete Geçirdi
2672 kez okundu