Kadın Sağlık Çalışanları: Görünmez Emek, Açık Sorunlar
1280 okunma

Kadın Sağlık Çalışanları: Görünmez Emek, Açık Sorunlar

Mart 9, 2026 11:00
Kadın Sağlık Çalışanları: Görünmez Emek, Açık Sorunlar
0

BEĞENDİM

İzmir Kent Haber, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Sağlık-Sen İzmir 2 No’lu Şube Kadın Kolları Başkanı Uzman Hemşire Emine GÖK tarafından yayımlanan bir bildiriyi duyurdu. Bu bildiride, sağlık sektöründe kadın çalışanların önemi, karşılaştıkları zorluklar ve mesleki ihtiyaçları ele alındı.

Emine GÖK, “Sağlık alarm veriyor” başlığı altında yaptıkları araştırmanın önemine vurgu yaparak, kadın sağlık çalışanlarının iş yükü, çalışma düzenleri, bakım sorumlulukları, psikososyal durumları, güvensizlik hissi, ekonomik baskı ve mesleki gelişime dair yapısal engellerin değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Bildiride, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle sağlık alanında görev yapan kadın çalışanların çalışma koşullarını ve sorunlarını gün yüzüne çıkarmak amacıyla gerçekleştirilen araştırmanın bulgularına odaklanıldı. Sağlık sistemindeki kadın çalışanların sayısının fazlalığına dikkat çekerek, bu emeklerin çoğu zaman göz ardı edildiğini belirtti. Kadın sağlık çalışanları, hastaneler, acil servisler, poliklinikler, aile sağlığı merkezleri gibi birçok alanda kritik bir rol oynamaktadır.

20 Şubat-6 Mart 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilen araştırmaya toplamda 168 sağlık çalışanı katılmıştır. Katılımcıların büyük bir kısmının kadın olduğu göz önüne alındığında, sağlık hizmetinin yükünü taşıyanların genel olarak kadın emekçilerden oluştuğu görülmektedir. Araştırma sonuçları, kadın sağlık çalışanlarının iş yükünün yanı sıra, ailevi ve toplumsal sorumluluklar ile karşı karşıya kaldıkları baskıları da ortaya koymaktadır.

Yapılan araştırma, kadınların yalnızca kurumsal alanda değil, evde de görünmeyen bir emek yüküyle karşılaştığını gösterdi. Katılımcıların evli olduğu, çocuk sahibi olduğu ve bu durumun iş yükü üzerindeki etkisi oldukça belirgin bir şekilde vurgulandı. Sonuçlar, kadının evdeki bakım işlerinin de sağlık sektöründeki rollerini etkiliyordu.

Mesleki statü açısından: Katılımcıların yüzde 56,5’i lisans mezunu, yüzde 14,3’ü yüksek lisans, yüzde 4,8’i ise doktora yapmış. Hemşirelerin en büyük grubu oluşturduğu belirtiliyor. Çalışma şekilleri dâhilinde katılımcıların yüzde 55,4’ü gündüz mesai tarzında çalışırken, yüzde 25’i karma mesai ve geriye kalan yüzde 19,6’lık kesim ise vardiyalı sistemde çalışmaktadır. İş yükünün yoğunluğu, özellikle de haftalık çalışma sürelerinin 49 saatten fazla olan kesimle daha da belirgin hale gelmektedir.

Araştırmanın en çarpıcı bulgularından biri, katılımcıların büyük bir kısmının tükenmişlik hissi yaşadığıdır. Yüzde 89,3’ü iş gününün sonunda tükenmiş hissediyor ve yüzde 76,8’i iş öncesinde dahi yorgun hissediyor. Bu veriler, kadın sağlık çalışanları üzerindeki psikolojik ve fiziksel baskıyı net bir biçimde ortaya koymaktadır.

Araştırmanın sonuçları, kadın sağlık çalışanlarının sadece bireysel dayanıklılık eksikliği değil, aynı zamanda sistematik bir tükenmişlik meselesiyle karşı karşıya olduğunu da göstermektedir. Bu da, sağlık hizmetlerinin ağır iş yükü altında daha fazla destek, dinlenme ve koruma gerektirdiğini ortaya çıkarmaktadır.

Katılımcıların iş-yaşam dengesi konusundaki zorlukları da dikkat çekicidir. Yüzde 54,8’i iş-yaşam dengesini kurmamada güçlük çektiğini belirtirken, çoğu, iş yoğunluğu nedeniyle kişisel sorumluluklarını ertelemek zorunda kaldığını ifade etmiştir. Bu durum, kadın çalışanların boş zamanlarının azaldığını ve iş dışındaki yaşam alanlarının k

En az 10 karakter gerekli